Türkiye ‘’Real’’ Reality Show İstiyor

0
Paylaş

Hiç kimse çıkıp da diyemez ki Türkiye bir reality show ülkesi değildir. Tam tersi, biz tıpkı edit ve heimlich manevrası ülkesi olduğumuz gibi, bir reality show ülkesiyiz. Fakat son yıllarda ana akıma baktığımızda ısıtılıp ısıtılıp önümüze koyulan formatlar dışında yeni bir şey izlediğimiz söylenemez. Dijital platformlarda denemeler olsa da nihayetinde uzun soluklu olmadı.

Netflix’in The Circle, Love is Blind gibi formatlarını ülkemize de uyarlaması, ana akıma farklı programlar gelmesini temenni ederek, Türkiye’nin reality show geçmişini bir hatırlayalım istiyoruz.

Reality Show ve Yarışma Programı Farkı

Bu iki tür çoğu zaman aynı kefeye konsa da aslında aralarında belirgin farklar var. Yarışma programları belirli kurallar, hedefler ve genellikle bir ödül etrafında şekillenirken, (Kim Milyoner Olmak İster) reality show’lar daha çok gözlem temelli. Yani bir yarış olmadan da izlenebilirlik vadediyorlar.

Reality show’larda amaç, katılımcıların gerçek hayatlarını, ilişkilerini, tepkilerini ve kriz anlarını izleyiciye sunarak reyting kazanmak. Kurgu editörleriyle çalışılsa da bu minimal düzeyde ve belirli bir senaryo yok. Fakat bilirsiniz ki, dramatik yapı -bildiğimiz anlamıyla kaos- her zaman ön plandadır. Yarışma içerse dahi birincil motivasyon izleyicinin merakı ve devamlı ilgisidir.

Yarışma programlarında ise dramatik yapıdan daha çok rekabet öne çıkar. Format daha katıdır ve kazanma/kaybetme gibi kesin sonuçlara odaklanılır (Ben Bilmem Eşim Bilir). Ancak özellikle 2000’lerden sonra bu çizgi epey bulanıklaştı. Reality competition olarak adlandırılan hibrit türler ortaya çıktı. Türkiye’de de Bu Tarz Benim, Gelinim Olur Musun?, Kısmetse Olur gibi yapımlar bu iki türün karışımı olarak öne çıktı. Hem yarışma dinamiği hem de katılımcıların kişisel hikayelerini, çatışmalarını, günlük yaşantılarını sundular.

reality show

Türkiye’nin İlk Reality Show’u: Biri Bizi Gözetliyor

14 sıradan yarışmacı, 100 gün boyunca aynı evde kalıyor ve halktan aldıkları oylar ile büyük ödülün sahibi olmaya çalışıyor.

Canlı yayınlarda ‘’Türk aile yapısını bozar mı?’’ sorusunu sorduran ilk program olabilir.  Ev konseptli şovların da atasıdır. Keşke bu tarihi ana şahit olabilseydik ama henüz yeni konuşmaya başlamıştık. Fakat ne kadar zamanında izleyemediysek de 07 Melih, 11 Tarık gibi unutulmaz isimler hafızamızda.

RTÜK’ün çabaları sonuç vermek bir yana, BBG tam 6 sezon sürdü. Tabii çeşitli sansürlere gidilmedi değil. Türkiye ise yeni bir ünlülük biçimiyle tanışmış oldu.

Programın sunucuları arasında yakından tanıdığınız isimler var. Acun Ilıcalı, Ahu Yağtu, Öykü Serter, Doğa Sülen ve Tan Sağtürk. Her biri, yarışmanın farklı dönemlerinde sunuculuğu üstlendiler.

10 Şubat 2001’de yayın hayatına başlayan Biri Bizi Gözetliyor, 2001 krizi içerisinde Türkiye’ye adeta yeni bir soluk getiriyor. Kadın ve erkek yarışmacılar aynı evde ve odalarda kalıyor. -RTÜK’ün dikkatini en çok çeken nokta olmalı- Henüz ekranda sigara yasağı olmadığı için yarışmacılar evin içinde rahatlıkla sigara içebiliyorlar. Yarışmanın asıl formatı olan Taxi Orange’daki gibi, yarışmacılar eve para getirebilmek için taksiye çıkıyorlar. Böylelikle gündeme dair haberleri taksiye binen vatandaşlardan alabiliyorlar.

En sansasyonel olanı ise, yarışma için yapılan internet sitesi üzerinden evi 24 saat canlı izleyebilmek. O dönem için müthiş bir real reality show. Geçerdik televizyon/bilgisayar karşısına, sabaha kadar izlerdik cidden.

Türk televizyonlarında ilk defa bir ödülü kazanmak için görev tamamlamak değil, karakterlerini ortaya koymak gerekiyor. Evin içerisinde yemekler yapılıyor, danslar ediliyor, şarkılar söyleniyor. Çoğu zaman keyifli durumlar söz konusu. Ayrıca tıpkı Survivor’daki gibi, yayın saatinin yanı sıra, Öykü Serter’in sunduğu bir ekstra programı da yapılıyor. İzleyiciyle buluşulan bu programda gösterilmeyen kesitler yayınlanıyor.

Ekrandaki ilk age gap de Melih ile Hülya arasında yaşanmış sanıyoruz ki. Bu durumlar RTÜK’ü de rahatsız etmiş olacak, evdeki sigara ve içki kullanımı kısıtlanıyor. Açık giyimleri sebebiyle göz önünde olan Hülya ve Esra da ekranlara erken veda ediyor.

NOT: Şokopop’un 2 bölüm halinde yayınladığı Biri Bizi (G)özetliyor: Türkiye’nin Reality ile İmtihanıvideolarını izlemediyseniz, mutlaka öneririz. Şokopop, yarışmanın arka planında ülkenin atmosferini o denli iyi veriyor ki, bizim daha fazla anlatmamıza hiç gerek yok.

Her güzel şeyin bir sonu olduğu gibi BBG de 30 Kasım 2007 tarihinde 6.sezonuyla birlikte final yapıyor.

BBG Mirası

Evden ayrılan yarışmacı hüznünü miras bırakan BBG’nin ardından, özellikle evlendirme programlarında bir artış yaşandı.

Gelinim Olur Musun

Ebru Akel’in sunduğu Gelinim Olur Musun?, 2004 yılında Show TV’de yayınlanmaya başladı. Fakat bu sefer şöyle bir gariplik vardı: Kaynanalar ve gelin adayları aynı evde kalıyor, damat adayları ise cuma günleri talip oldukları adaylarla görüşebiliyordu. Semra kaynananın methini duymayan yoktur.

Biz Evleniyoruz

Ebru Akel’in sunduğu ve 2003’te yayınlanan bir başka evlendirme programı daha. BBG ile başlayan ev konseptinin bir anda evlendirme formatına dönüşünde, BBG’de yaşanan flörtleşmelerin etkisi var mıydı acaba diye sorgulamadan edemiyoruz.

Artık kızlar ve erkekler koğuşu ayrımı net bir şekilde yaşanmış. İki arkadaşın aynı kızdan hoşlanması mı dersiniz, evlilik planları yapanlar mı… Kazanan kadın yarışmacının evleneceği erkeği seçerek rüya gibi bir düğüne sahip olacağı konsepti o kadar tuttu ki yapım şirketleri bu ülkeye bir Kısmetse Olur kazandırdı.

Gönüllerde İkinci Bahar

Yıl 2005 ve yine Ebru Akel. Evlenme çağına gelmiş fakat aradığını bulamamış ya da evlenip boşanmış ve yeni bir mutluluk arayanlar için farklı yaş gruplarını birleştiren bir program. Perihan Hanım ve Haluk Bey’in söz töreni için sizi şöyle alalım:

Size Anne Diyebilir Miyim?

Ebru Akel gerçekten de evlilik programı sunmak için doğmuş. Gelin-kaynana-damat formülü tutmuş olacak ki, yarışma A/B grubunda epey reyting getirmiş.

Hayaller Gerçek Oluyor

Diyeceğim isme şaşırmayacaksınız, ama evet Ebru Akel. Bu sefer gelin adayları, damat adayları ve kaynanalar aynı evde değil; aynı sokakta yaşıyor.

Ev konseptli yarışma programlarının tamamen evlendirme üzerine şekillenmesi, bomba gibi başlayan reality show türünde epey bir gerileme yaşatmış. Formata uygun bir program hiç izleyememişiz. Kısmetse Olur çok büyük bir ses getirdi belki ama, nihayetinde evlendirme konseptinden öteye gidemedik. Bir de yarışmacıların evleri sadece çekim saatleri içerisinde kullanma sorunu var.

Türkiye Real Reality Show İstiyor

Tüm reality’leri de yaftalamayalım. Örneğin, Göz6 yarışmasında hem bir reality show izledik hem de yarışmacıların Survivor’a doğrudan katılabilmek için birinci olmaya çalışmalarını. Ütopya’da da 15 yarışmacının hayalindeki hayata kavuşması için bir hangarda kaldıklarını izlemiştik.

Son dönemlerde ise sevdiğimiz format Kısmetse Olur: Aşkın Gücü ve dünyaca ünlü programın ucundan uyarlaması olan Aşk Adası gibi yarışmaları da dijital platformlardan takip edebildik. Madem dijitale dair bir dönüşüm yaşıyoruz, Netflix’in oldukça ses getiren programlarını Türkiye ayağında niye göremiyoruz?

Dikkatimizi çeken önemli bir nokta var. Biraz fazla BBG övücülüğü yapmış olabiliriz. Fakat birkaç video izledikten sonra o dönemde yarışmaya katılan gençlerin kültürü, donanımı, diksiyonları ve tarzlarına hayran kaldık. Şov insanı olmak için giderek küçüldüğümüz bu dönemde, bundan 24 sene önce yayınlanan bir programın bize hatırlatıcı olması da reality show’ların, ülkemizin arka planını anlamak açısından ne derece mühim olduğunu hatırlatıyor.

Bu Şovlar Türkiye’de Olmalı

Dünya genelinde izlenen yarışmalara sahip olan Netflix’in, Türkiye’ye getirmesi gereken bazı programlar var.

Love is Blind

Evlendirme konsepti için Love is Blind Türkiye’den daha sansasyonel bir şey izleyemeyiz bizce. Seda Sayan ve Çağlar Öktem’in Aşkın Gözü Kördür Türkiye’yi sunduğunu bir düşünün isteriz.

Ayrı evlerde kalan kadın ve erkek yarışmacılar, birbirini hiç görmeden flört ederken, birkaç kişinin aynı yarışmacıyla flört ettiğinin öğrenilmesiyle birlikte doğacak ilk kaosu düşünmeden edemiyoruz.

Köstebek

Zekanın yarıştığı bir program olan Köstebek’te, sinsi olmak çok önemli. Türkiye uyarlaması oldukça keyifli olurdu.

Insiders

On iki kişi kendilerini bir reality porgramının seçmelerinin son turunda sanıyor. Ama aslında zaten gizlice filme alınıyorlar. Üstelik işin ucunda 100.000 avro var.

Yarışmacıyı kandıran yarışmalara ba-yı-lı-rız.

Selling Sunset

Yok mu İstanbul’un lüks semtlerinde ev satmaya çalışan bir emlak ofisinin içerisindeki kaosu izlememiz?

Glow Up

Ülkemizin yetenekli sanatçıları sadece akım makyaj videoları çekmesin, yeteneklerini herkes görsün isteriz. Glow Up, mükemmel bir uyarlama olurdu.

İlgili Yazılar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir