Doğduğumuz çağda her şeyin hızla değişmesi yetmezmiş gibi dizi film sektörü de her geçen gün evrimleşiyor. Her sezon onlarca yeni yapım ekranlara geliyor, bazıları büyük ses getirirken bazıları sessizce rafa kalkıyor. İşin garip yanı, bu kadar seçenek varken bile çoğumuzun dönüp dolaşıp eski dizilere sığınması. Peki, neden? Nostaljiye olan bu derin bağımızın, hatta bir nevi “bağımlılığımızın” sebebi ne?
Cep telefonsuz yaşayamayız ama 7 numaralı evde arkadaşlarla bilgisayar kavgasına varız. Her yer boydan boya camlı evlerle dolu olsa da Şaşıfelek Çıkmazı’ndaki tarihi evin avlusunda akşamüstü serinliği hayalimiz. Hele Aysel’le bir kadeh tokuşturmak mı? Derdimiz kalmaz gibi geliyor.
Bizim gibi hisseden nostalji tutkunlarına içimizi dökelim istedik. Ve de tabii birkaç öneride bulunmayı da ihmal etmedik.
Ne Var Bu Eski Dizilerde?
Elbette eski dizilere tutkunluğumuzun birçok açıklaması var. Bize kalırsa ilk olarak kendimizin “o” versiyonunu hayli özlüyoruz. Yani o diziyi değil de, o dönemki kendimizi arıyoruz desek daha doğru. İşte o…
Eski diziler, sadece bireysel anılarımızı değil, aynı zamanda kolektif hafızamızı da tazeliyor. Özellikle 90’lar ve 2000’ler yerli dizilerinde “sansürsüz Türkiye”nin sokakları, mutfakları, bahçeleri gözümüzün önünde yeniden canlanıyor.
Bugün dönüp baktığımızda, karakterlerin kullandığı replikler, oturma odalarındaki mobilyalar, mutfakta kaynayan çaydanlık bile “birlikte yaşadığımız” bir geçmişi hatırlatıyor.
Avluda plastik leğende ayıklanan fasulyeler belki sizlere de oyun oynamaya bir mola vermişiz ve eve salça ekmek yemeye gelmişiz gibi hissettiriyordur.
Elbette günümüzde de çok iyi diziler var ama aradığımız “tanıdık koku”yu bulmak kolay değil. Dememiz o ki arada bir hafızamızın raflarından eski bir diziyi indirip tozunu almak bize iyi geliyor.
Psikoloji Ne Diyor?
Bu durumun bilimsel bir açıklaması da var. Psikolojide “mere-exposure effect” (aşinalık ilkesi) denilen bir olguya göre, bir şeye ne kadar maruz kalırsak ona karşı o kadar sıcak duygular besliyoruz.
Favori dizilerimizi tekrar tekrar izlemek de beynimizin rahatlama mekanizmasını tetikliyor. Yani eski diziler, bizi mutlu eden anılara götüren küçük bir zaman makinesi işlevi görüyor.
Her sahnesini ezbere bildiğimiz bir diziyi yeniden izlemek, konfor alanımızda kalmanın en tatlı yollarından biri. Hangi dönemde olursak olalım, stresli bir günün sonunda güvendiğimiz eski dost dizilere dönmemizin nedeni de bu.
Kalbimizde ayrı bir yeri olan şahsi yerli dizi listemizi sizlere de sunuyoruz. Şimdiden müziklerini mırıldanmaya başladık bile.
Bağımlılık Yapan Yerli Diziler
- Şaşıfelek Çıkmazı (1996-1998-2001)
- Çılgın Bediş (1996-1999)
- Ruhsar (1998-2001)
- Yılan Hikayesi (1999-2002)
- Yedi Numara (2000-2003)
- Yeditepe İstanbul (2001-2002)
- Yarım Elma (2002-2003)
- Çemberimde Gül Oya (2004-2005)
- Avrupa Yakası (2004-2009)
- Yabancı Damat (2004-2007)
- Kadın İsterse (2004-2006)
- Hatırla Sevgili (2006-2008)
- Aşk-ı Memnu (2008-2010)
Aradan yıllar geçmesine rağmen hâlâ açılış jeneriğini duyunca yüzümüzde tebessüm oluşuyorsa, işte o dizi gerçek anlamda “zamansız”dır.
Sizin “safe” hissettiren yerli dizi önerilerinizi de bekleriz.


















