Kim demiş plajda kitap okunmaz diye? Bizce dalgaların sesinden daha iyi bir eşlikçi yok. Üstelik öyle kitaplar var ki, zamanın nasıl geçtiğini anlamamanız çok olası. Bu yaz plaj çantanızda mutlaka yer vermek isteyeceğiniz kitapları paylaşıyoruz!
Adınla Çağır Beni – André Aciman

Bir klasikle açılışı yapalım. Yazın plajda okunacak kitapların birincisi tabii ki de bize Kuzey İtalya’da gibi hissettirecek “Call me by Your Name” olacaktı.
André Aciman’ın 1980’lerde geçen bu çarpıcı romanı, bizleri delikanlılık çağındaki Elio ile ailesinin yazlığında kısa bir süreliğine konuk olan Amerikalı akademisyen Oliver arasında filizlenen sarsıcı bir aşka tanık ediyor. Adınla Çağır Beni bedensel bir yakınlaşmadan ziyade saf tutkunun dönüştürücü gücünü anlatan bir başyapıt.
Güzel Dünya Neredesin? – Sally Rooney

Sally Rooney’nin çağdaş dünya edebiyatına armağan ettiği Güzel Dünya Neredesin?, modern arkadaşlık ilişkilerine ayna tutan, akıcı ve çerezlik bir roman.
Romanın merkezinde yazar Alice ve depo işçisi Felix’in Roma’ya uzanan hikâyesiyle, Dublin’de eski sevgilisini atlatmaya çalışan Eileen’in çocukluk arkadaşı Simon’la yeniden yakınlaşması yer alıyor.
Dört genç karakterin aşkı, dostluğu, arzuları ve hayal kırıklıkları arasında gidip gelirken, karakterlerimiz birbirlerine yazdıkları mail’lerle hem kendilerini hem de yaşadıkları dünyayı sorguluyor.
Yalancıydık – E. Lockhart

E. Lockhart’ın Yalancıydık romanı, iyi hissettiren modern romanlardan hoşlanan ama aynı zamanda hikayede derinlik arayanlar için biçilmiş kaftan. Genç yetişkin türünün popüler örneklerinden biri olan bu kitap, bir oturuşta rahatlıkla okunacak, adeta film izler gibi akıp giden bir anlatı sunuyor.
Sinclair ailesinin özel adasında geçen bu gizemli hikaye, Cadence’in on beş yaşındayken yaşadığı ve hatırlamakta zorlandığı yazı yeniden keşfetmesini konu alıyor. Hafif ama düşündüren, plajda dalga sesiyle mükemmel bir uyum yakalayacak bir yaz kitabı arıyorsanız We Were Liars (Yalancıydık) tam size göre olabilir.
Zorba – Nikos Kazancakis

1930’larda Girit’te geçen bir hikaye, orijinal adıyla: Zorba The Greek. Nikos Kazancakis’in 1946’da yayımladığı Zorba romanını hayata dair güçlü bir manifesto olarak da tanımlayabiliriz.
Gerçek bir madenci olan Yorgo Zorbas’tan esinlenen Kazancakis, Zorba karakterinde içgüdüyü; ismi belirtilmeyen anlatıcıda ise aklı temsil ediyor. Bu hikâyede, kendi düzeninden ve kitaplarından uzaklaşan bir entelektüelin, hayata şehvetle bağlı Alexis Zorba ile tanıştıktan sonra dünyaya bakışı tamamen değişiyor.
Öyle bir kitap ki, cesur diliyle Yunanistan’da sansüre uğramış, Kazancakis’in cenazesinin bile kutsanmamasına neden olmuş. Film uyarlamasıyla birlikte tüm dünyaya yayılan “Sirtaki” dansının ortaya çıkması da bu eser sayesinde olmuş.
Albert Camus, Zorba için “Nobel’i benden daha çok hakediyordu” yorumunu yapmış. Siz düşünün…
Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı – Ferit Edgü

Ferit Edgü’nün Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı romanı, kısa sürede okuyabileceğiniz ama etkisi uzun sürecek eserlerden biri. Üç ayrı bölümden oluşan bu metin, okuru hem gerçeğin hem de düşlerin izinde gezdiriyor.
İlk kısımda Edgü, alışılmadık bir şekilde kendi yaşamına dair bir fotobiyografi sunarken, ikinci bölümde romanın omurgasını oluşturan öyküyü anlatıyor. Son bölümde ise yarım kalmış cümleler, karakterlerin tek tek ses bulduğu kısa anlatılarla birleşiyor. “Çakır’ın Öyküsü”, “Su Testileri” ve aradaki “Ara”.
Bizce bu kitap sırf adı için bile okunabilir.
Mavi Yolculuk – Azra Erhat

Deniz kenarında okunacak en özel kitaplardan biri kuşkusuz Azra Erhat’tan Mavi Yolculuk. On yedi mavi yolcu, Macera adlı bir gemiyle Ege ve Akdeniz kıyılarını keşfe çıkar; aralarında Mavi Yolculuk’un kurucusu Halikarnas Balıkçısı, isim babası Sabahattin Eyüboğlu, Bedri Rahmi Eyüboğlu ve daha kimler kimler…
Erhat’ın mitoloji, tarih ve öykülerle örülü bu kitabı okuyucularını Türkiye’nin en güzel koylarına, antik kentlerine ve denizle iç içe bir kültür serüvenine davet ediyor. Hem de çok özel isimlerle birlikte.
Son Kuşlar – Sait Faik Abasıyanık

Yaz demişken Adalar, Adalar demişken Burgazada, Burgazada demişken de Sait Faik’i eklemeden geçemezdik. Büyük bir çoğunluğu Burgazada’da geçen hikayelerden oluşan Son Kuşlar, toplamda on dokuz öyküden oluşuyor.
Sait Faik’in adaya çekildiği bu dönemde yazdığı öyküler, doğayla ve insanlarla kurduğu samimi bağı iliklerimize kadar hissettiriyor. Plajda kısa kısa okuyabileceğiniz bu hikâyeler, sizi İstanbul’un kaybolan kuşlarına, denizine ve sessiz sokaklarına götürecek.




