Ben Bi’ Kurşun Döktüreyim – Şamanizm, Nazar ve Kurşun Döktürmenin Tarihi

0
Paylaş

Sizin veya bir arkadaşınızın başına beklenmedik kötü olaylar geldiğinde ağzınızdan çıkan ilk şey ‘’kesin nazar değdi’’ mi oluyor? Muhtemelen birçoğumuz cümleyi şöyle tamamlıyoruz: Bi’ kurşun mu döktürsek? Komşumuz ya da onun bir tanıdığı mutlaka kurşun döküyordur nasılsa.

Kurşun döktürmenin nazardan, kem gözden, iç sıkıntısından uzaklaştırdığına dair ülkece yaygın bir inanışa sahibiz. Bu bir gelenek ve çağımızın popüler iletişim araçlarıyla yaşatılmaya devam ediliyor. Türk televizyonlarında gerek dizilerde gerek kurşun döktürmeye dair soruların tartışıldığı programlarda devamlı olarak karşılaşıyoruz. Geçtiğimiz senenin fenomen dizisi Kızılcık Şerbeti’nde Pembe karakterinin döktürdüğü kurşun sonrasında bu hizmeti verenlere talep artmıştır diye de tahmin ediyoruz.

Şakalarda, dizilerde ve hatta son dönemlerde yaygınlaşan kız neşesi etkinliklerinden biri olarak karşımıza çıkan kurşun döktürmenin tarihini anlattık.

Elemtere Fiş Kem Gözlere Şiş

Bu ülkenin kahve falı bağımlılığı kadar, kurşun döktürmeye dair de bitmek bilmeyen bir tutkusu var. Daha çok nazarı ve kötücül güçleri kişiden uzaklaştırmak için kullanılan kadim bir yöntem olarak biliniyor. Nazar, insan bakışının ne derece güçlü olabileceği konusunda da bir uyarı veriyor aslında.

Bir Anadolu geleneği olmasının yanı sıra, okunan ayetler sebebiyle dinsel nitelik de kazanan bu yöntem, dünyanın pek çok yerinde görülüyor. Bu özelliğiyle birçok dini programda mühim bir soru haline geliyor. Nihat Hatipoğlu’ndan dinlediklerimize göre İslam inancında kurşun döktürmenin bir yeri, talimatı ve emri yok.

kurşun döktürme

Nazar Deveyi Kazana, İnsanı Mezara Sokar

Türk halkının nazar inanışının en büyük kaynağı İslam dininde nazardan sakınmak için Allah’a sığınmanın buyrulmasıdır. Günümüzde adaçayı ya da çörek otu yakmanın, sadaka vermenin veya kurşun döktürmenin nazarı defedeceğine inanılır. Çünkü nazar artık sadece dinsel açıdan değil, din dışı meditasyonlarla da açıklanmaktadır.

Nazarı sadece Türk halk inanç sistemi içerisinde incelemek mümkün değildir. Bu düşüncenin Antik Mısır ve Antik Yunan medeniyetlerine kadar uzanan bir tarihi bulunuyor. Kem göz tabiri ise nazarı anlatmak için en iyi yol. Nazar boncuğunun kem göze karşı koruyucu görev gördüğüne inanılıyor. Nazarlığın koruyuculuğuna dair inanışlar ise binlerce yıl öncesine dayanıyor.

Özellikle Kuzey Avrupa ve İskandinav ülkeleri ön plana çıkıyor. Göktürk yazıtlarında kurşunla ilişkilendirilen Satürn’den bahsedilmesi ve Antik Yunan’da molybdomancy (molybdos ‘’kurşun’’ ve mancy ‘’kehanet’’) adıyla bilinen pratik epey yaygın. Nazar ya da kötücül güçleri defetme inanışı pek çok toplum tarafından kabul ediliyor.

Yunan filozofu Plutarkhos, nazarı dönemine göre bilimsel bir yolla açıklamaya çalıştı. Ona göre insan gözü kimi zaman çocukları ya da hayvanları öldürebilecek görünmez ışınlar saçıyordu. Karadeniz’in güneyinde yaşayan bazı toplulukların nazarının daha güçlü olduğuna, özellikle de mavi gözlülerin bakışlarının tehlikeli sayıldığına inanılıyordu.

Sanat tarihi profesörü Dr. Neşe Yıldıran, ilk nazar boncuğunun M.Ö. 3300’lü yıllarda görüldüğünü fakat henüz bildiğimiz mavi boncuk şeklinde olmadığını söylüyor. Görmeye alışık olduğumuz formuyla M.Ö 1500’lü yıllarda Akdeniz bölgesinde ortaya çıkıyor.

Evimizin girişinde, anahtarlıklarda, arabada, kısacası her yerde görmeye alışkın olduğumuz ‘’aman nazar değmesin’’ amacıyla takılan mavi bir boncuk var. Göz sembolünün büyü ve koruma amacıyla kullanılması aslında nazar boncuğundan da eski. Antik Mezopotamya’dan Mısır’a, Yunan ve Roma uygarlıklarına kadar göz hem ruhu yansıtan bir işaret hem de kötülüğü savuşturan bir tılsım olarak görülüyor.

Antik Mısır’da ‘’Horus’un Gözü’’ koruyucu ve iyileştirici kabul ediliyor. Anadolu’da bu sembol yüzyıllar boyunca farklı şekillere bürünüp en sonunda camdan yapılan bir nazar boncuğu haline geliyor.

Kut Dökme ve Şamanizm

Anadolu her yönüyle mistik bir coğrafya. Şamanizm ise şaman denilen kişinin bilinç halini değiştirerek -trans benzeri durum- ruhlar alemiyle bağlantı kurabileceğine dayanan bir inanç yapısı olarak bunu kanıtlıyor. Bu temastaki amaç ise ruhlardan ya da manevi güçlerden yardım almaktır.  Kimi zaman şifa, kimi zaman kehanet için görünmeyen bir desteğe başvurulur.

Tarih boyunca her inanç sistemi gibi Şamanizm de içinde bulunduğu coğrafya ve kültürlerden etkilenmiş, bu yüzden tek bir tanıma indirgemek aslında pek mümkün değil. Fakat özetle; Şamanizmin merkezinde farklı alemlerle insanlar arasında aracılık yapan bir şaman figürü vardır diyebiliriz.

Kurşun dökmenin kökeni, Şamanizmdeki ruhu temizleme ve nazarı bozma ritüellerine dayanıyor. Şamanik kültürlerde hastalığın ya da başa gelen uğursuzlukların sebebi çoğu zaman kişiye musallat olan ruh, ‘’ağır enerji’’ ya da ‘’kem göz’’dür. Bu varlıkları kovmak için şamanlar ateş, su, ses ve metal gibi koruyucu unsurlar kullanırdı. Bu ritüel ‘’kut’’ (yaşam enerjisi/ruh) kavramıyla bağlantılı olduğundan ‘’kut dökme’’ olarak adlandırıldı. Zamanla İslamiyet ile harmanlandı, ocak kültürüyle birleşti ve bugünkü kurşun dökme haline evrildi.

TRT Arşiv görüntülerinden 2004 yılında çekilen bir ‘’kurşun dökme’’ videosu için tıklayınız.

Girl Event: Kurşun Döktürmek

Günümüzde kurşun dökme eski mistik anlamını tamamen kaybetmese da daha çok ritüel tadında bir sosyal etkinliğe dönüştü. Özellikle kadınlar arasında kahve falına gitmek, tarot baktırmak ya da bakım gecesi yapmak nasıl bir ‘’event’’ ise, çoğu zaman kurşun döktürmek de bu kategoride yer alıyor. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya yapılan kültür turlarında turistlerin çoğu ‘’hatıra’’ niyetine kurşun döktürmeden dönmüyor. Eski şamanik ritüelin bugünkü mirası hem eğlenceli bir etkinlik hem de iç rahatlatmalık modern bir ritütel haline gelmiş durumda.

İlgili Yazılar
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir