Beyoğlu’nun tarih kokan sokaklarında bir zamanlar zarafeti simgeleyen bir yer vardı; Markiz Pastanesi! İstanbul’un sosyal yaşamına ve tatlı kültürüne damga vuran en özel mekanlardan biriydi Markiz.
Bugün, Markiz’in önünden geçerken tasvir etmeye çalıştığımız o güzel günler, bir dönemin İstanbul’unda nasıl yaşandığını ve nasıl bir kültür zenginliği barındırdığını anlamamıza vesile oluyor.
Peki, bir zamanlar bu efsanevi pastanede neler yaşandı ve neden bu kadar özel bir yerdi? Gelin, geçmişin zarif Beyoğlu’suna uzanarak Markiz Pastanesi’nin tarihine hep birlikte göz atalım!

Beyoğlu’nda Pastane Kültürünün Yükselişi
19. yüzyılın sonlarında Osmanlı topraklarında modernleşme adımları hızla atılıyordu. Pera bölgesi bu dönüşümün merkezi hâline gelmişti.
Avrupa kültürüyle harmanlanan Levanten ve gayrimüslim toplumun etkisiyle Beyoğlu’nda, kahvehanelerin yerini patisserie’ler almaya başladı. Pastaneler yalnızca birer tatlı dükkanı değil, aynı zamanda sosyalleşmenin adresiydi.
Markiz’in öncüsü olan Lebon Pastanesi, Ahmet Haşim’den Abdülhak Hamit’e pek çok edebiyatçının uğrak yeri olmuş, tatlıları ve şaraplarıyla dillere destan bir ün kazanmıştı.
Lebon’un kapanmasıyla doğan boşluğu dolduran Markiz, bu mirası yalnızca sürdürebilmekle kalmadı; estetik anlayışı ve lezzet çeşitliliğiyle yeni bir dönem başlattı.

Markiz Pastanesi’nin Tarihi
Markiz Pastanesi, Lebon Pastanesi’nin mirasını devralarak 1940 yılında Avedis Ohanyan Çakır tarafından hayata geçirildi.
Paris’in ünlü “Marquise de Sevigne” çikolata kalitesine duyulan hayranlıkla ismini alan Markiz, vitraylarla bütünleşen Art Nouveau seramik panoları, Fransa’dan özel olarak getirtilen fırını ve kusursuz hizmet anlayışıyla dönemin kent soylularını, edebiyatçılarını ve sanatçılarını ağırladı.
İlk beş çaylarının melodileri, keman ve piyano eşliğinde kulaklara, mazisi ise şıklığı ve zarafetiyle zihinlere kazınmıştı. Ancak tarih boyunca modernleşme ve dönüşüm rüzgarlarının Beyoğlu’nu sarsmasıyla Markiz de kaderine yenik düştü.

Markiz’in Altın Çağı
Markiz’in kapıları, İstiklal Caddesi’nden geçerken insanları içeri davet eden büyüleyici bir atmosfer yaratıyordu. Fransız kültürünü yansıtan detaylar, Limoges porselenler ve vitray panolarla bezenmiş salonlar…
Avedis Ohanyan Çakır’ın titiz disiplini ve üstün kalite anlayışı, Markiz’i bir İstanbul klasiği haline getirdi.
Sabah erken saatlerde Eminönü hâlinden en taze ürünleri bizzat seçen Çakır, gün boyunca mekânın her ayrıntısını kontrol ederdi. Bu özveri, Markiz’i şehrin zirvesine taşıyan en önemli unsurlardan biri oldu.

Kapanış ve Yeniden Doğma Çabası
1980 yılına gelindiğinde Markiz, içinde bulunduğu Şark Aynalı Çarşı Pasajı’nın satılmasıyla birlikte kapanmak zorunda kaldı.
Oto tamirhanesi olmaktan son anda kurtarılan mekân, bir süre sonra kaderine terk edildi. 2003 yılında restorasyonla yeniden açılan pastane, eski ihtişamını yakalayamasa da bir süre nostaljik ruhunu yaşatmaya devam etti.

Son olarak 2013’te kapılarını kapatan Markiz, geçtiğimiz günlerde Narmanlı Han’ın sahipleri tarafından satın alınarak kapsamlı bir restorasyon sürecine girdi. Tarihi pastanenin bu yıl yeniden açılacağı haberleri, nostalji severler ve Beyoğlu’na gönül verenler için büyük bir heyecan yarattı.
Daha fazlası için: İstanbul’un Tarihi Pastaneleri
Markiz Pastanesi Nerede?
Markiz Pastanesi, Beyoğlu İstiklal Caddesi üzerindeki 172 numaralı binada yer alıyor. Bu yapının eski ismi ise Passage Oriental idi.
Bugün Markiz Pastanesi’nin tarihi, Beyoğlu’nun kültürel hafızasında silinmez bir iz bırakıyor. Önünden geçen herkes, geçmişin o zarif günlerini hayal ederek mutlaka bir iç geçiriyor. Kim bilir, belki biz de bir gün bu yazıya Markiz’den bir fotoğraf ekleriz!
Markiz’den bu denli söz etmişken Yaşar’ın dizelerini hatırlatmadan olmaz diye düşündük;
“Boğaz çöl sanki sensiz
Yüksek kaldırım öksüz
Çoktan kapandı Markiz
Bur’da her şey usulsüz
Üzülürdük bunlara
Sen biraz utansan da
Karşılıklı ağlaşırdık biz
Gel gör ki
Bütün büyük aşklar gibi yarım kaldı hikâyemiz
Bir akşamüstü çıksan gelsen
Yüzün sevda, ardın Beyoğlu
Sen neredeysen oralıyım ben
Sıcacık aşkındır kalbimin yurdu!”



























